Öldürmesi Neredeyse İmkansız 8 Ev Bitkisi (Bitki Bakımında Yeniyseniz Buradan Başlayın)
Bitki almak kolay, yaşatmak zor derler ya... Aslında tam olarak öyle değil. Sorun genelde bitkide değil, yanlış bitki seçmekte. Herkes ilk bitkisini alırken hemen o çok fotojenik, Instagram'da sürekli karşımıza çıkan bitkilerden birine gönlünü kaptırıyor, iki hafta sonra da "ben bitki katiliyim" diyerek küsüyor. Halbuki mesele katillik falan değil, doğru bitkiyi seçmemek.
Ben de yıllardır hem kendi evimde hem de müşterilerimizle konuşurken şunu fark ettim: bazı bitkiler gerçekten sizi affediyor. Suladınız mı iyi, unuttunuz mu da bir şey olmuyor. İşte tam da böyle, sabrı bol, öldürmesi zor bitkilerden bahsedeceğim bugün.
Neden bazı bitkiler bu kadar dayanıklı?
Kısaca değinelim çünkü merak edenler oluyor. Bu bitkilerin çoğu aslında doğada kurak bölgelerden ya da tropik ormanların gölgeli, su kıtlığı yaşanabilen köşelerinden geliyor. Yani milyonlarca yıl boyunca "bugün sulanmazsam ölürüm" gibi bir lüksleri hiç olmamış. Kalın yaprakları, su depolayan gövdeleri ya da güçlü kök sistemleri sayesinde bizim unutkanlığımıza fena halde alışkınlar.
1. Sanseviera (Paşa Kılıcı)
Bu bitkiyi öldürmek için gerçekten çaba harcamak lazım. Haftalarca sulamayı unutsanız bile yapraklarında sakladığı su sayesinde idare eder. En çok yaptığımız hata ise tam tersi: fazla sulamak. Sanseviera'nın en büyük düşmanı ilgisizlik değil, aşırı ilgi. Toprağı iyice kuruduktan sonra sulayın, gerisini kendisi hallediyor zaten.
Az ışıkta da, güneşli bir pencerede de gayet mutlu. Yatak odası için özellikle öneriyoruz çünkü gece oksijen salınımı yapan nadir bitkilerden biri.
2. ZZ Plant (Zamioculcas)
İçinde yumru gibi bir kök sistemi taşıyor, bu yüzden aylarca susuz kalsa bile toprağın altında yedek suyu var. Ofislerde bu kadar çok görülmesinin sebebi de tam olarak bu; hafta sonu kimse gelip sulamıyor ama bitki gayet iyi.
Tek uyarı: parlak, koyu yeşil yaprakları çok cazip görünse de tüm Araceae ailesi gibi bu bitki de evcil hayvanlar için hafif toksik. Kedi köpek besleyenler saksıyı erişemeyecekleri bir yere koysun.
3. Pothos (Salon Sarmaşığı)
Bence bitki dünyasının en affedici üyesi. Sararan bir iki yaprak görseniz bile panik yapmayın, genelde kendini toparlıyor. Sarkan dallarıyla raf üstlerinde, dolap üzerlerinde ya da asma saksılarda harika duruyor.
Suda bile üretebiliyorsunuz üstelik. Bir dal kesip suya koyarsanız birkaç hafta içinde kök salıyor, sonra toprağa aktarabilirsiniz. Toprak isterse tamamen kurumasını bekleyin, sonra bolca sulayın.
4. Kauçuk Bitkisi (Ficus Elastica)
Büyük, parlak yaprakları bir bitkiden çok bir mobilya parçası gibi duruyor bazen. Boyu 1,5-2 metreye kadar çıkabildiği için salonda tek başına köşe doldurabilir. Bakımı iddia edildiği kadar zor değil aslında; ışığı seviyor ama az ışıkta da idare ediyor, sulamayı da fazla dert etmenize gerek yok.
Yapraklarını arada nemli bir bezle silmek hem tozunu alır hem de bitkinin daha iyi nefes almasını sağlar. Küçük bir alışkanlık ama fark yaratıyor.
5. Pothos'un kuzeni: Filodendron
Pothos ile sık karıştırılıyor ama biraz daha kalp şeklinde, daha büyük yaprakları var. Bakım gereksinimleri neredeyse aynı: az ışıkta bile yaşıyor, sulamada geç kalırsanız affediyor. Salon ya da ofis için sarılabilir, tırmandırılabilir bir bitki arıyorsanız iyi bir seçenek.
6. Aloe Vera
Hem bakımı kolay hem de içindeki jel için pratik bir bitki. Kaktüs ve sukulentler gibi düşünün; toprak tamamen kuruduktan sonra sulayın, bol güneş sevsin. Yazın dışarıda, kışın pencere kenarında gayet mutlu oluyor.
Çok su verirseniz kökleri çürüyebilir, yani burada tek gerçek tehlike sizin iyi niyetiniz oluyor açıkçası.
7. Sukulentler (Genel Olarak)
Tek bir tür değil ama hepsini aynı kategoriye koyabiliriz çünkü mantık aynı: yapraklarında su depoluyorlar, kurak koşullara alışkınlar. Küçük saksılarda pencere kenarına dizmek için ideal, ofis masasında bile canlı kalabiliyor.
En sık yapılan hata: her gün su vermek. Sukulentlerde altın kural, "emin değilsen sulama" diyebiliriz.
8. Monstera Deliciosa
Diğerlerine göre biraz daha ilgi istiyor ama yine de "zor" kategorisine sokmayacağım kadar toleranslı. Yaprak deliklerinin oluşması için biraz sabır gerekiyor, ilk yapraklar düz gelebilir, telaşlanmayın. Parlak ama dolaylı ışık, düzenli ama ölçülü sulama yeterli.
Son yıllarda bu kadar popüler olmasının sebebi hem bakımının makul olması hem de o ikonik yaprak şekli. Salonun odak noktası olmak isteyen bir bitkiyse tercihiniz, doğru adres burası.
Peki hangi bitkiyi seçmeli?
Işık durumunuza bakın önce. Güneş almayan bir dairede yaşıyorsanız Sanseviera ya da ZZ Plant sizi hiç yormaz. Bol ışıklı bir balkonunuz varsa Aloe Vera ya da sukulentler tam size göre. Boy vermesini, mekana kimlik katmasını istiyorsanız Kauçuk Bitkisi ya da Monstera'ya bakabilirsiniz.
Bir de şunu unutmayın: bitkiler de bizim gibi, yeni bir ortama alışmak için zaman istiyor. İlk hafta biraz yaprak dökse de hemen paniklemeyin, çoğu zaman kendini toparlıyor. Sabırlı olun, gerisini bitki zaten hallediyor.